Hakkımda

Bahsedilecek çok şey, yazacak az vakit, yaşanacak bir hayat var. Ben Semih ve burası da benim blogum, eskiden buraları hep dutluktu. Velhasılıkelam 90 yılların başlarında Adabazarı’nda (Sakarya) doğdum, büyüdüm, yaşıyor, Netsparker‘da QA Engineer olarak çalışıyorum.

Peki aslında ben kimim ?

Ben; aynı şarkıyı 100 kere dinleme manyaklığı olan, sabah suyu yüzüne çarparken suyun bileklerden dirseklerine akmasına uyuz olan, buzdolabını açıp boş boş baktıktan sonra kapayan, kulağında müzik ile gezerken klip tadında yürüyen, çift bölmeli çakmakta her iki tarafta gaz seviyesini dengeleme ihtiyacı duyan, yağmurlu havada sokakta yürürken saçaklardan enseye damlayan buz gibi bir damla suya lanet okuyan, sos fıstık olsun mu diye soran dondurmacıya asla hayır demeyen, tavuk döner yerken acaba ikincisini de söylesem mi diye düşünüp düşünüp söyleyemeyen ama bundan pişman olan, televizyonun ses seviyesini tek sayılarda bırakınca huzursuz olan, oturunca ayağını sallamadan duramayan, gördüğü her yazıyı okuyan, hobi olarak saatlerce düşünebilen, otogarda kalkan otobüslerde tanımadığı insanlara el sallamaya çekinmeyen, jelibon veya meyveli yoğurt yerken çoluk çocuk rızkı yiyormuş gibi hisseden, karşıdan karşıya geçerken hipotenüsü kullanan, dijital verilerinin bir kaç yerde arşivini tutan, bisiklet sürerken hızlanınca vınnn diye gazı köklenen araba sesi çıkartan, alarmdan önce uyanıp prensip meselesi diye yatakta alarmı bekleyen, ayrıntılarda yaşayan, sokakta gördüğü kedi köpeğe selam vermeden geçmeyen, bulduğu her fırsatta ve her yerde çay içen, soğuk havalarda ağzıdan çıkan buharı efkarlı efkarlı üfleyen, metrodaki o sarıyı çizgiyi geçiyormuş gibi yapıp kendine ekşın arayan, girdiği kapalı bir mekanda ilk önce çıkış kapısının nerede olduğunu arayan, masaya oturduğu zaman ilk olarak ayaklarını koyacak yer arayan, küçükken radyodan kaset dolduran, iki eli birden doluyken elektrik düğmesini burnuyla açıp kapayan ya da kapıyı ayağıyla açan, otobüsü kaçırınca gurur yapıp arkasından koşmayan, hayatında hiç game of thrones izlememenin eksikliğini hissetmeyen, yolda giderken kaldırımdaki karo taşların çizgilerine basmamaya özen gösteren, gülünmemesi gereken yerde gelen gülme krizinin verdiği haz ve acıyı birçok kez yaşamış olan, kazanmışlıkları ve kaybettikleriyle güçlenen hayatı sil baştan yaşamayı seçen, hayallerinin peşine takılan,  koca dünyanın bir nedeni de ben olayım diyen bir insanım.

Neyse bu kadar ayrıntı şimdilik size yeter. Daha fazlasını öğrenmek size kalmış.

Hadi kötü adama iyi geceler dileyin…